T.C. ERZİNCAN VALİLİĞİ
İL MÜFTÜLÜĞÜ

Kurban Bayramı Mesajı

Kurban Bayramı Mesajı

 

"Rahmân ve Rahîm (olan) Allâh'ın Adıyla..."

Hicrî 10 Zilhicce 1437 Milâdî 12 Eylül 2016 Pazartesi günü, bir mübârek Kurban Bayramını daha idrâk etmenin hazzını yaşayacağız.

Hayatın hızlı akışı içinde çoğu zaman bilinçsiz ve sorumsuz şekilde tükettiğimiz zaman ve ömür sermayesini, barış, sevgi, huzur, paylaşım ve kardeşlik gibi değerlerle kazanca dönüştürme imkânı sunan kutlu zaman dilimlerinden birine, bir Kurban Bayramına daha erişmenin mutluluğunu, İslam âlemi olarak bir Kurban Bayramını daha idrak etmenin sevincini yaşayan mü’minler, Rabblerine ne kadar şükretseler azdır.

Bayramlar, sevinme ve sevindirme günleridir. Bayram, basit çıkarların, kısır çekişmelerin, bencil hırsların, anlamsız kırgınlıkların insan benliğini kuşatan duvarlarını yıkarak kişinin kendini aşması, etrafındakilerin farkına vararak paylaşmanın, kucaklaşmanın ve sevmenin engin ufuklarında kâmil insan olmanın tadını doyasıya yaşayabilmesi demektir. Bayram namazlarının topluca, yan yana ve omuz omuza büyük bir coşku ile kılınması, bayramın aynı zamanda birleşme ve bütünleşme demek olduğunu, ayrılık ve farklılıklarda boğulmanın bizi zayıflatacağını, birbirimizin yanı başında olmanın bizi toplum ve millet olarak güçlendireceğini anlatır hepimize.

Bu bayrama adını veren Kurban ibadeti, kişinin manen Allah’a yakınlaşmasına vesile olurken, malî yönüyle de sosyal dayanışmayı güçlendirir. Kurban ibadeti, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in Allah’a gösterdikleri tam sadakat ve teslimiyeti temsil etmesi yönüyle kişiyi bu yolda ileri bir mertebeye taşırken, aynı zamanda ona paylaşmayı, ötekine yardım elini uzatmayı, bütün insanları sevgiyle kucaklamayı da öğretir.

Milletimiz, kurban ibadetine ayrı bir önem vermekte ve malî imkânı bulunanlar bu ibadeti yerine getirmeye çalışmaktadır. Ancak bu ibadetin yerine getirilmesi kadar onu ifa ederken gözetilmesi gereken ilkeler ve amaçlar da önemlidir. Bu nedenle, bütün Müslümanların, özellikle; kurbanın ehil kimseler tarafından ve usulüne uygun şekilde kesilmesine özen göstermeleri, kurbanlık hayvana şefkatle davranmaları ve çevre temizliğine riayet etmeleri konusunda çok daha duyarlı olmaları gerektiğini tekrar hatırlatmak istiyorum. Unutmayalım ki, bu hususlara dikkat etmemiz hem dini hem de insani sorumluluğumuzdur.

Kurban Bayramı günleri, Hz. İbrahim’in duasıyla müminlerin tek yürek, tek vücut oldukları,  aynı iman ve aynı ruhla mübarek ve mukaddes topraklara geldikleri, tek parça örtülerine bürünerek her türlü ayrıştırıcılığı bıraktıkları, tek merkezde, Kâbe’de tavaf ettikleri, tek meydanda, Arafat’ta toplanarak hac farizasını yerine getirdikleri mübarek zaman dilimleridir. Kurban Bayramı günleri aynı zamanda bütün müminlerin İbrahimî bir arayışla Rabbimizin kendilerine lütfettiği nimetlere şükranlarının bir ifadesi olarak Kurban ibadetini eda ettikleri mübarek vakitlerdir.

Kurban ibadeti yerine getirilirken dua olarak okunan ayet-i kerimeler, hiç kuşkusuz müminlere her fırsatta teslimiyet ruhunu hatırlatmaktadır. Kurban, Allah’a teslimiyetin ifadesidir. Ancak bu teslimiyet sadece Rabbimize olmalıdır. Bugün üzerinde durmamız gereken, teslimiyetimizi ne kadar Rabbimize yöneltmekte olduğumuzdur. Bugün muhasebesini yapmamız gereken nefislerimizin zafiyetlerine, heva ve heveslerimize ne kadar esir olduğumuzdur. Teslimiyet ruhundan yoksunlaştıkça Müslümanların hangi belalarla, hangi fitnelerle, hangi desiselerle karşılaştığı, bunların neticesinde Allah’ın lütfettiği kurban kanı yerine nice mümin kanının aktığı artık fark edilmelidir. Aynı şekilde müminlerin haline bakarak nice güç odaklarının müminlerin kanı üzerinden nasıl güç devşirmekte olduğu, müminleri birbirine yakın eden iman kardeşliğinin zedelenerek nasıl kavgaya ve düşmanlığa dönüştürüldüğü bilinmelidir. Kurbanlarımız ve bayramlarımız mümin kalpler arasında ülfet ve muhabbeti gerçekleştirmeli, müminler İslâm dünyasında çıkartılmak istenen her türlü fitneye, fitnenin getireceği kargaşa, huzursuzluk ve felaketlere karşı uyanık olmalı, bütün bunlara basiret ve ferasetle karşı çıkmalı ve fırsat vermemelidir.

Hac, bize birliği, vahdeti; kurban ise bize, dini sadece ve sadece Allaha has kılarak O’na teslim olmayı ve nefsimizi terbiye ederek insan neslinden kan akıtmamayı sembol diliyle ifade etmektedir. Hac ve Kurban, aynı zamanda birbirini tamamlayan birer ibadet olarak müminlerin Rablerine olan ilticalarını yansıtmaktadır.

Dinimizin en önemli ibadetlerinden olan Hac ve Kurban ibadetinin eda edildiği Kurban Bayramı günleri bizlere çok güçlü, çok cepheli ve çok anlamlı bir şekilde bir borç, bir sevinç, bir duygudaşlık ve bir bilinç olarak kendi öz mesajını her yıl duyurmaktadır. Kurban Bayramının bir yüzü öte dünyaya, bir yüzü bu dünyaya, bir yüzü geçmişe, bir yüzü geleceğe dönüktür. Kurban Bayramının metafizik yönü, Hz. İbrahim’den gelen tarihi ciheti, toplumsal veçhesi ve nefislerimizi sürekli terbiye ederek geleceğimizi inşa etme özelliği sayesinde bizleri hem Rabbimize, hem mümin kardeşlerimize hem de tüm insanlığa yakınlaştırmaya devam edecektir.

Bütün Müslümanlar Kurban Bayramı dolayısıyla şüphesiz birbirlerini tebrik edeceklerdir. Geçmişi hatırlama, birbirini tanıma, kendimizi bilme, yardımlaşma ve dayanışma, bu bayram vesilesiyle nail olduğumuz ilâhî lütuflar olacaktır. Ancak bu bayram vesilesiyle darda ve zorda kalan Müslüman kardeşlerimizi, dünyanın muhtelif yerlerinde büyük acı ve ıstırap yaşayan, zulme uğrayan mazlum ve mağdur kardeşlerimizi asla unutmamalıyız. Onların yürek yakan durumlarına çareler üretmek, mazlumiyetlerini ortadan kaldırmak ve tekrar özgürlüklerine kavuşmaları için cehd göstermek Müslümanlar olarak hepimizin boynunun borcudur.

Biz Müslümanlar, hac ve kurban borcumuzu yerine getirirken, kendi ellerimizle var ettiğimiz zindanlarımızı aşamadığımız için yazılmakta olan tarih bizi bugün İslam dünyasının içine girdiği girdaptan mesul görecektir. Bunun içindir ki, kesilen her kurban, akan her kurban kanı, yüzyıllar boyunca varlığımızın bekası için verdiğimiz kurbanları hatırlatmalı, yüreklerimizi bu ateşle yakmalı, önümüzü kuvvetli bir ışıkla aydınlatmalı ve müminlerin kanlarının akmasını önlemeli, İslâm coğrafyasında akan kan ve gözyaşını dindirmelidir. Kurban Bayramı müminleri birliktelik şuuruna erdirmeli, mümin gönüller İslam’ın barış mesajını kavramalı ve ‘ancak müminler kardeştir’ düsturunca kardeş ve ümmet olma bilincine ermelidir.

Bu duygu ve düşüncelerle milletimizin, Erzincan’ımızın, yurt dışındaki millet varlığımızın, gönül coğrafyamızın ve İslâm âleminin mübarek Kurban Bayramlarını tebrik ediyor; bayramın başta ülkemiz olmak üzere âlem-i İslâm’ın ve topyekûn insanlığın barış ve huzuruna vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyor; selam, hürmet ve muhabbetlerimi sunuyorum.

 

Yavuz KARABAYIR

Erzincan İl Müftüsü


Fotoğraflar