İlçe Müftüsü Muhammed Fatih KELLERBAĞI Erzincan Otlukbeli Çok Programlı Anadolu Lisesi'nde Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü Gençlik Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan "İYİLİK AYI RAMAZAN" sunumunu gerçekleştirdi. İkincisi gerçekleştirilen programa katkı ve desteklerinden doalyı Lise Müdürü Erdal SAYĞI ve öğrencilere; programaın planlanma aşamasında emeği olan Gençlik Koordünatörü Ferhat AĞTAŞ'a teşekkür etti.
Müfütmüz şunlara değindi: "İyilik sermayesi, gönüller yapmakla oluşur. İyilik yapan; kalbindeki cevherden hiçbir şey kaybetmez. Bilakis güzelliklerin kesintisiz olarak yayılmasına vesile olur. Çevremizle iletişimimize değer katar iyilik. Nitekim Meryem Suresi'nin 96. ayetinde Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: "اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَيَجْعَلُ لَهُمُ الرَّحْمٰنُ وُدًّا" "İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlara gelince, rahmân onlar için (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır." Yani iman ve amleden sonra yüreklerde iyiliği hakim kılacak olan Yüce Allah'tır. İyilik aynı zamanda karşılık beklemeden yapılmalıdır. İnananlar, iyilik yaparken karşılık beklemez; kendilerine iyilik yapıldığında yine iyilikle karşılık verir ve yapılan iyilik için teşekkür beklemezler. Zira iyilik yapmanın ilk gayesi, sadece Allah’ın rızasını kazanmak olmalıdır. İyilerin özelliklerinin anlatlıdığı İnsan Suresi'nin ilk kısmında vurgualanan hususlardan bir tanesi de yapılan iyiliğin yalnızca Allah rızası için yapılaması yönündedir. “Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.” 9. âyette, anılan müminlerin bu özverili davranışları, gösteriş veya herhangi bir menfaat hesabıyla, hatta bir teşekkür karşılığında değil, sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yaptıkları bildirilmektedir. İfadenin akışına bakarak âyetteki “ceza” (karşılık) kelimesinin özellikle maddî karşılıkları, “şükür” kelimesinin de teşekkür gibi mânevî karşılıkları ifade ettiği düşünülebilir. Kısaca âyete göre en değerli iyilik, herhangi bir maddî veya mânevî karşılık, bir çıkar elde etme düşüncesi taşımadan, hatta buyurulmamış olsa bile adamak, niyet edip karar vermek suretiyle kendi kendine ödev yükleme şeklinde belirlenip yapılan iyiliktir. Meşhur kutsî hadiste bildirildiğine göre (Müsned, VI, 256; Buhârî, “Rikāk”, 38) bu şekilde gönüllü iyilik ve ibadet yapanların kalpleri, basiretleri ve yolları aydınlanır; inançları doğru, kararları isabetli, işleri hayırlı ve faydalı olur. (Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 518-519) Öyleyse değişim ve dönüşüme kendinden başlamalı insan ve iyiliği çoğaltmalı. “İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz...” buyurmaktadır Rabbimiz.
Şahsiyetin inşası için de Rabbi'ne dua etmelidir insan. Nitekim Peygamber a.s: “Allah’ım, beni amellerin en güzeline ve ahlakın en güzeline kavuştur. Onların en güzeline ancak sen ulaştırırsın. Beni kötü işlerden ve kötü ahlaktan muhafaza et. Bunlardan ancak sen koruyabilirsin.” (Nesâî, İftitâh, 16) diye dua ederdi. Yine O Kutlu Nebi a.s: “Allah’ım! Dinî yaşantımı güzelleştir ki o benim güven kaynağımdır. Dünya yaşantımı güzelleştir ki o benim geçim kaynağımdır. Ahiret yaşantımı güzelleştir ki o benim son durağımdır. Hayatımı her türlü iyiliği kazanma vesilesi eyle...” (Müslim, Zikir, 71) şeklinde Rabbi'ne el açardı.
İyilik kavramıyla yakından alakalı ve başkalarını da düşünmeyi ifade eden "isar" kavramına vurgu yapan Müftümüz çok kıymetli gençlere üstlendikleri her sorumluluğu ihsan bilinciyle yapmalırını tavsiye etti. Samimi niyetlerle yapılan iyilikler dünyayı değiştirecek ve yapılan iyilikler kendi adımıza kötükleri silerken insanlık adına iyilik filizlerinin yeşermesini sağlayacaktır..."